Avusturya Haber: Büyük lider Muhsin YAZICIOGLU'nu kaybettik... Büyük lider Muhsin YAZICIOGLU'nu kaybettik... ================================================================================ admin on 27 March, 2009 09:49:00 Türkiye'nin açık duran temiz sayfalarından biriydi. Onun arkasından yazmak ve bu sayfanın kapandığına ÅŸahit olmak çok zoruma gidiyor. O bizim gençliÄŸimizin lideriydi. Hep, hem bizden, hem de bizden fazla biriydi. Kendimizi onda bulduk ve onunla temsil ettik. O bizim yüreÄŸimiz, bizim duruÅŸumuz, bizim sesimizdi. Zaman zaman korksak da, o bizim hiç geri adım atmayan cesaretimizdi. Dünya telaşı ile yalpalarken, o cetvelle çizilmiÅŸ gibi dümdüz yolunda ilerleyen gölgemizdi. Hiç eÄŸilmeyen başımız, hiç zedelenmeyen onurumuzdu. Zamanla biz onu yalnız bıraksak da, o bizden hiç vazgeçmedi. O bizim Muhsin BaÅŸkan'ımızdı. 1976 yılının Eylül ayının baÅŸlarıydı. Siyasal'da yeni öÄŸrencilerin kayıtları devam ediyordu. Dev-Yol, fakültenin giriÅŸine masayı kurmuÅŸ, gelenleri zorla derneÄŸe kaydediyor, haraç alıyordu. Bize selam verip kayıt yaptırmaya gidenlerden birkaçını da sıkıştırmışlar. Sorumluluk bendeydi. Yardım istedim. Site Yurdu'nda iki kiÅŸi beni buldu. Mütevazı ama çok kararlı görüneni benimle konuÅŸtu. Muhsin YazıcıoÄŸlu ile ilk karşılaÅŸmamdı. İki saat sonra, kulaktan kulaÄŸa yayılan, iki kiÅŸinin Siyasal'ı bastığı ve iki metre boyundaki Sedat'ın herkesin ortasında adamakıllı dayak yediÄŸine dair inanılması güç bir rivayeti dinliyordum. Birkaç gün sonra burnu bantlı Dev-Yol liderini görünce ben de bu hikâyeye inandım. Bu anekdotu, 70'li yılların Muhsin BaÅŸkan'ını resmetmek için aktardım. O yıllarda onu tanıyan herkes, size benzer hikâyeler anlatacaktır. Sonra Genel Merkez'de beraber çalıştık. Bizim genel baÅŸkanımız olmuÅŸtu. DoÄŸuÅŸtan lider özelliklerine sahipti. Åžiddetin tırmandığı yıllarda zirvedeki adamlardan biriydi; ama sükûnetini ve saÄŸduyusunu hiç kaybetmedi. Olanlardan hepimiz sorumluyduk; ama irade bize ait deÄŸildi. Çaresizlik içinde güvenecek bir dal arıyorduk. Hepimiz ona güvenirdik. Hepimiz ona inanırdık. Bizi yarı yolda bırakmayacağını, bize yanlış yaptırmayacağını bilirdik. O yıllarda, ülkemizin ciddi bir tehdit altında olduÄŸuna inanmış ve aynı davaya gönül vermiÅŸtik. Ama siyaset ideolojik saflığı bozuyordu. Partinin gündelik siyasete endeksli tutumu ile bizim "kesin inançlı" tavrımız sık sık çatışıyordu. EleÅŸtirilerimiz "Albay"a kadar çıkmasa da, 77'de sayıları artan milletvekillerini hedef alabiliyordu. Çok sert restleÅŸmeler yaÅŸadık. Muhsin BaÅŸkan bu sürtüÅŸmeler boyunca dimdik durdu. Onun desteÄŸiyle Ülkü Ocakları bünyesinde daha muhafazakâr ve daha toplumcu bir çizgi giderek netleÅŸmeye baÅŸladı. Manzara dışardan göründüÄŸü gibi deÄŸildi. O yıllarda da sonra da bizim tek liderimiz Muhsin BaÅŸkan'dı. Cezaevinde geçirdiÄŸi 7,5 sene zarfında ve sonrasında da bizim liderimiz olmaya devam etti. Hepimiz ona "TürkeÅŸ'in halefi" gözüyle bakardık. Aksini düÅŸünen de çıkmazdı. Ne var ki liderler haleflerden hoÅŸlanmıyorlar. TürkeÅŸ, yakın çevresini sürekli deÄŸiÅŸtirerek yoluna devam eden bir politikacı idi. Muhsin BaÅŸkan'ı deÄŸil ama, onun yakın arkadaÅŸlarını çembere aldı. Muhsin BaÅŸkan, kendisine güvenenleri yarı yolda bırakmamak uÄŸruna MHP'den ayrılmak zorunda kaldı. Ayrılırken geride geçmiÅŸten intikal eden bir ÅŸey bırakmadı, hepsini aldı yanında götürdü. Politikada farklıydı. Hep gerekli esnekliÄŸi gösteremediÄŸini, kiÅŸiliÄŸinden ve prensiplerinden ödün vermediÄŸini düÅŸünmüÅŸümdür. Politika saf inançla yürümüyor; Muhsin BaÅŸkan hesap deÄŸil, gönül adamıydı. Politikanın içine taşıdığı kendi dünyasının bu toplumdaki karşılığını, evvelki akÅŸam Büyük Birlik Partisi Genel Merkezi önünde endiÅŸe içinde aÄŸlayan gençlerin yüzünde gördüm. Galiba onu tanıyanların, hepimizin yüzü öyleydi. İnsanın içinde bir ÅŸeyler ağırlaşıyor ve kopuyor. Kopan bedeninizden, yüreÄŸinizden, beyninizden veya geçmiÅŸinizden bir parça deÄŸil. Her ÅŸeyinizin iyi ve güzel yanlarına dair çok esaslı bir ÅŸey. Özünüze dair. Son dakikalarında, o helikopterde herkesi nasıl sakinleÅŸtirdiÄŸini, nasıl kaya gibi metin durduÄŸunu gözümde canlandırırken, bizler niye darmadağın oluyoruz? Ah baÅŸkanım ah; bize kaybettirdiÄŸinin ne olduÄŸunu bir bilseydin. 27 Mart 2009, Cuma - MÜMTAZ'ER TÜRKÖNE - ZAMAN - ALINTIDIR