Anket: POLIS TUTUMU
AVUSTURYA POLISI IRKCIMI?
Ana Sayfa | Dünya | Amerika'nın umudu 'Karaoğlan'

Amerika'nın umudu 'Karaoğlan'

Yazı Tipi Boyutu: Decrease font Enlarge font
image Amerika'nın umudu 'Karaoğlan'

4 Kasım’daki ABD seçimlerine çok az bir süre kaldı. Kamuoyu yoklamaları, ÅŸartlar ve rüzgâr, ÅŸu anda Obama’dan yana görünüyor. Sürprizlerin pek yaÅŸanmadığı Amerika’da tatsız sürprizlerin çok etkili olduÄŸunu bilmek lazım. Åžu günlerde ABD’de patlayacak bir bomba, düÅŸecek bir uçak, rüzgârı tersine çevirebilir.

Yıllar önce muzip bir sanatçımız, “Amerikan seçimlerinde ben de oy kullanmak istiyorum. Yöneticimi seçmek benim de hakkım!” ironisinde bulunurken acaba haksız mıydı? Dünya ekonomisi ve politikasının direksiyonunda bulunan bu tek süper gücün her hareketi, Türkiye’yi de etkiliyor. Bu yalın gerçek, Amerikan seçimlerini herkes için önemli kılıyor.

IRAK SAVAŞI VE EKONOMİK KRİZ BAŞKANIN ADINI KOYACAK


ABD, özellikle 11 Eylül ÅŸokundan sonra farklı politikalara girdi. Irak Savaşı, bu yanlış politikanın en sorunlu ürünüydü. Irak’a savaÅŸmaya giden Amerikan askerleri arasında yapılan araÅŸtırmanın en ilginç bölümü, çoÄŸunun 11 Eylül’ün intikamını alacağına inanmasıydı. Amerikan baÅŸkanlık seçimleri konusuna Irak Savaşı’yla girmemizin geçerli bir sebebi var: Bu seçimin kaderini Irak Savaşı’nın geleceÄŸi ve bu savaşın tetiklediÄŸi son ekonomik kriz belirleyecek.

Saddam’lı Irak’ın nükleer silahlara sahipolması yüzünden iÅŸgal edildiÄŸi yalanı ortaya çıkınca, geçen yedi yılı sorgulayan sokaktaki Amerikalıların aklına ÅŸu soru takıldı: “Madem Irak’a petrol için girdik, öyle ise savaÅŸtan önce galonu 1 dolar olan benzin için ÅŸimdi neden 4 dolar ödüyoruz?” Bazı aydınlar ise ÅŸunu sordular: “SavaÅŸ sebebiyle Amerikalılar her geçen gün daha da fakirleÅŸirken, tırmanan petrol fiyatları ile 11 Eylül’ün sorumlusu gördüÄŸümüz OrtadoÄŸuluların kasalarını doldurmuyor muyuz?”

KRİZ, AMERİKALILARI DERİNDEN SARSIYOR


GörüldüÄŸü gibi söz döndü dolaÅŸtı “para”ya dayandı. Zaten, Amerikalılardan bahsediyorsak bu gerçeÄŸi bir kenara koyamayız. 40 yıldır Cumhuriyetçilere oy veren, hatta arabasında “Irak’tan sonra sıra İran’da” çıkartması olan komÅŸumu Obama’nın seçim kampanyasında görünce, bana “Bu kez oyum Obama’ya” dedi. Evinin mortgage ücretini ödemekte zorlanan komÅŸum, Obama’nın “Bizi bu duruma sokan bankerleri deÄŸil, evini ve iÅŸini kaybeden halkımızı kurtaralım” çıkışından oldukça etkilenmiÅŸ. Bir okyanus uzakta süren savaÅŸ, ilk önceleri Amerikalıların gururunu okÅŸamış, intikam hislerini tatmin etmiÅŸ olabilirdi ama artık zülfüyâre dokunuyordu. Yani cüzdana...

1920’lerden sonraki en büyük kriz, Yeni Dünya’yı oldukça zorluyor. Benzin istasyonlarında “full” çekenler azalıyor. Yeni ve 8 silindirli olmazsa arabaya binmeyen Amerikalılar ÅŸimdi 4 silindirli kullanılmış arabaları almak için yarışıyor. Geçen yıllarla kıyaslanamayacak sayıda dükkân kapatılıyor. Lüks tüketim ürünleri neredeyse hiç satılmazken üretimleri de kaldırılıyor. Kapatılan her maÄŸaza, kaldırılan her ürün iÅŸsiz ordusunu büyütüyor. Bütün bunlar, yaklaÅŸan büyük bir fırtınanın gök gürültüleri.

Bu ülkede yaÅŸayan yabancı kökenliler için baÅŸlarını çekip gideceÄŸi bir yer belki var; fakat sosyal dayanışmanın neredeyse hiç yaÅŸanmadığı bu toplumda iÅŸini ve evini kaybeden bir Amerikalı için fazla seçenek yok. Bugün için çaresizlik ve önü alınmaz bir telaÅŸ yaÅŸandığı söylenemez ancak her ÅŸeyini kaybeden, çadırlara sığınan hatta intihar eden Amerikalılar olduÄŸu da bir gerçek.

BUSH “SOSYALİSTLİK”LE SUÇLANDI

BaÅŸkan Bush’un batan bankaları kurtarma operasyonu için teklif ettiÄŸi 700 milyar dolarlık bütçe, hem Demokrat hem de Cumhuriyetçilerin itirazı ile baÅŸta reddedildi. “Ekonomik kriz” kelimeleri her geçtiÄŸinde Obama’nın oyları yükseldiÄŸi için, Demokratların tasarıyı geciktirmesi mantıklı görülebilirdi; ancak Cumhuriyetçilerin itirazına ne demeli! Kendi partilileri, baÅŸkanlarına muhalefetle Bush’un “topal ördek”liÄŸini kanıtlamış oldu. En ateÅŸli Cumhuriyetçi yazarlar dahi Bush’u sosyalistlikle suçladı. Demokratlar ise daha acımasız bir cümle buldular: “Fakirler için kapitalizm, zenginler için sosyalizm!” Yeri geldiÄŸi için yazalım, Washington, Washington olalı böyle zulüm görmedi!

Halka sıcak gelecek eklemelerle “tatlılaÅŸtırılan” ve 850 milyar dolara çıkarılarak apar topar kanunlaÅŸtırılan ekonomiye destek pansumanının akut kanamayı ne kadar durduracağı net deÄŸil. Evinin aylık ödemelerini hâlen yapamayan ya da zorlanarak yapan milyonlarca Amerikalı ve onların bankalara olan trilyonlarca dolarlık borcu buz dağının görünmeyen kısmı kadar büyük ve tehlikeli.

SAVAÅž AMERİKA’NIN DİRENME GÜCÜNÜ TÜKETTİ

DiÄŸer pek çok konuda olduÄŸu gibi, ekonomik kriz politikalarında da Cumhuriyetçilerle Demokratların görüÅŸleri arasında uçurumlar yok. Bütün mesele konuya bakış açısı ve önceliklerde saklı. Amerikan bürokrasisi saÄŸlam bir yapıya sahip. Ekonomi dâhil pek çok devlet kurumu etkin, bilgili ve tecrübeli bürokratlarca idare ediliyor. Hükûmet rahat ve güvenli bir iÅŸ ortamı saÄŸlarsa, yıllardır tıkır tıkır iÅŸleyen sistemin yeniden rayına oturmaması için hiçbir sebep yok.

Son ekonomik krizde treni raydan çıkaran, neoconların önü alınamaz savaÅŸ arzuları oldu. Demokrat BaÅŸkan Yardımcısı adayı Biden’ın tabiri ile “Irak Savaşı’nın üç haftalık faturası, Afganistan’ın 7 yılda baÅŸtan sona imarına denkti.” Her gün milyarlarca dolara mal olan, 7 yıldır Amerika’nın enerjisini ve onurunu sömüren Irak Savaşı ne hükûmette ne de bürokratlarda salim kafa ile karar verme gücü bıraktı. Savunmasını yitiren AIDS’li bir bünyenin nezle ile yere serilmesi gibi, Amerikan ekonomisi de Irak Savaşı’nın ardından mortgage krizinin kurbanı oldu.

Her iki partinin baÅŸkan ve yardımcı adayları ekonomik alanda uzman deÄŸil; ancak konuya yaklaşım ve öncelik açısından Obama ve Biden ikilisi halka daha fazla ümit veriyor. Daha aday adayı bile deÄŸilken savaşı bitireceÄŸini kesin bir dille açıklayan Obama’nın bu vaadinin ekonomiyi de düzelteceÄŸine inanılıyor. McCain ve Palin ikilisi, ne savaÅŸ ne de kriz konusunda Bush yönetiminden büyük bir farkları olduÄŸuna dair kimseyi ikna edebilmiÅŸ deÄŸil.

BİDEN, DIŞ POLİTİKADA ETKİLİ OLABİLİR


Ekonomiden sonra seçimlerde etkili olan diÄŸer bir konu ise dış politika. 11 Eylül, Irak Savaşı ve global ekonomik kriz, özelde neoconlara, genelde Amerikalılara “dünyanın kaç bucak olduÄŸunu” öÄŸretti. Yeryüzünün sadece Amerika’dan ibaret olduÄŸunu sananlar, güçlerinin ve etkilerinin bir sınırı olduÄŸunu anladı. 11 Eylül günü dünyaya “Ya bizimlesiniz ya da bize karşısınız!” sözüyle meydan okuyan Bush ve ekibinden eser kalmadı. Son bir-iki yılda, BM toplantılarında süt dökmüÅŸ kedi misali oturan bir BaÅŸkan ve uluslararası destek bulmak için Avrupa, Asya ve hatta Arap ülkelerini dolaÅŸan bir DışiÅŸleri Bakanı var artık.

Obama ve Biden ikilisinin en iddialı olacağı konulardan birinin dışiÅŸleri olacağını söylemek yanlış olmaz. Dış politika tecrübesi çok olmayan Obama, yarışta yanına aldığı Biden ile bu açığını büyük oranda kapatmayı baÅŸardı. Yıllardır Kongre Dış İliÅŸkiler Komisyonu’nda bulunan Biden’ın, tecrübesi ile Amerika’nın yıpranan itibarını tamir edebileceÄŸi konuÅŸuluyor. McCain ve Palin ikilisinin dış iliÅŸkiler konusundaki tecrübesine dair hiçbir yorum yok. McCain’in en bariz dış iliÅŸkisi savaÅŸmak için gittiÄŸi Vietnam. Palin’in Amerikan haritasının dahi dışında bulunan Alaska eyaletinden kaç kere dışarı çıktığı tartışılır. McCain, 8 Ekim’de Obama ile tartışmasında, Afganistan ve Rusya sorunlarını çözmek için akıl almaz bir çıkış yaptı: “Her iki sorunlu bölgeye daha fazla asker göndermeliyiz”. SavaÅŸ kelimesine alerjisi artan Amerikalılar için seçim öncesinde söylenecek en son söz bu olmalıydı.

MCCAİN’İN KONUSU: “VATAN, MİLLET, MİSSİSSİPPİ”


Seçimi etkileyecek diÄŸer bir konu ise “Ulusal Güvenlik”. 11 Eylül’den beri bir numara olan fakat ÅŸimdi gerilere itilen bu konu McCain ve Palin ikilisinin favori olduÄŸu tek alan. Bunun için olsa gerek, konu ne olursa olsun ne yapıp edip cümleyi ulusal güvelikle bitiriyorlar. Mesela, Washinton’da ÅŸahsen katıldığım, McCain ve Palin’in konuÅŸma yaptığı Cumhuriyetçi Parti mitinginin asıl konusu sözde “enerji”ydi ama yarım saatlik “savaÅŸ, kahramanlık, ulusal bütünlük, tehdit edilen birlik” nutkunun ardından McCain konuÅŸmasını ÅŸöyle bitirdi: “ArkadaÅŸlarım, müsaadenizle enerjiyle ilgili de bir ÅŸey söyleyeyim: Biz, alternatif enerjiye önem vererek, OPEC’in tekeline son vereceÄŸiz.”

Nasıl ki ekonomik kriz Obama’ya “yazıyor”sa, her türlü ulusal tehdit algılaması da McCain’e “yazıyor”. Gürcistan’ın Rusya tarafından iÅŸgal edildiÄŸi hafta, McCain anketlerde 3-5 puan birden yükseldi. Yemen’deki Amerikan elçiliÄŸine saldırı gününde de aynı ÅŸey oldu. Öte yandan Irak’tan gelen her baskın ve ölüm haberi aksi tesir yapıyor.

OBAMA’YI NASIL VURMAK İSTİYORLAR?

Cumhuriyetçilerin favorisi olan “Ulusal Güvenlik”, Demokrat Parti adaylarının yumuÅŸak karnı. McCain ve ekibi sürekli olarak Obama’nın Amerika’yı ve çıkarlarını yeterince koruyamayacağını, ülke savunmasının tehlikeye gireceÄŸini iÅŸleyerek oy kazanmaya çalışıyor. Partinin resmî ağızları bu konularda hiçbir ÅŸey söylemese de kamuoyuna el altından pompalanan “Obama’nın gizli Müslüman olduÄŸu”, “zenci ve göçmen bir babanın çocuÄŸu olarak Amerikalıları temsil edemeyeceÄŸi” söylentilerinin kaynağının Cumhuriyetçiler olduÄŸu aÅŸikâr. Obama, “Müslüman olmadığını ama eÄŸer olsaydı bunu çekinmeden söyleyeceÄŸini” ifade ederek bu saldırıyı göÄŸüslerken, “ulusal güvenlik” konusunda zaaf göstermeyeceÄŸini ispat için kampanyalarda bu konuya yer ayırıyor.

Seçimi ve Irak Savaşı’nı etkileyen görünmeyen bir sebep ise “Amerikan gururu”. 2004’te Bush’u ikinci kez seçtiren sebep de buydu. Amerika’yı dünyanın merkezine koyan, en zengin, en büyük ve en güçlü olduklarına inanan Amerikalıların 11 Eylül’de gururları incindi. Bush’u baÅŸarılı bulmasalar da ikinci bir dönem daha görevde tutarak onurlarını kurtarmak istediler. Amerikan gururu ekonomik kriz ile tırpanlanmış olsa da McCain gibi bir gazi ile onur savaşını sürdürmek isteyenler olacaktır. Seçim günü öncesinde, ABD içinde yaÅŸanacak en küçük bir saldırı McCain’i Beyaz Saray’a götürecektir.

TÜRKİYE AÇISINDAN HANGİ ADAY DAHA İYİ?

Her iki adaya Türkiye çıkarları açısından bakacak olursak, karşımıza ilginç bir tablo çıkıyor. Bir asra yaklaÅŸan Amerika-Türkiye iliÅŸkisi tek bir Ermeni tasarısına indirgenecek olursa McCain, Türklere daha sıcak gelebilir. Zira emekli bir asker olan McCain’in zaten Cumhuriyetçi geleneÄŸin devamı olarak Türkiye’nin önemini bileceÄŸi düÅŸünülebilir. Obama ve Biden’ın Ermeni tasarısını destekledikleri ise baÅŸtan beri bilindiÄŸi için bize soÄŸuk ve sevimsiz gelmesi normal.

8 yıldır iktidardaki, yine Cumhuriyetçi ve yine gazi olan Bush’un Türkiye’ye bu süre içinde nasıl müspet(!) bir katkıda bulunduÄŸu ispat edilebilirse, aynı ekiple devam edeceÄŸi tahmin edilen McCain’in de Türkiye için o kadar faydalı olacağı kesin! Öte yandan Ermeni tasarısını 1992’de destekleyerek baÅŸkan seçilen ama 8 yıllık “tadı damakta kalan” baÅŸkanlığı döneminde tam bir Türk dostu olan Demokrat Bill Clinton örneÄŸini gözden kaçırmamak gerek. EÄŸri oturup doÄŸru konuÅŸalım: Bizim politikacılarımız verdikleri her vaadi tutuyorlar mı?

TEHDİTLE YAÅžAMAK TÜRKİYE’YE YAKIÅžMAZ

Türk dostu politikacılar, Ermeni diasporasının pompaladığı sözde “Soykırım Tasarısı” yüzünden; ABD, Türkiye ve Ermenistan’ın bu kadar karşı karşıya gelmesini hiçbiri için faydalı bulmuyor. Türkiye açısından bakıldığında, bu problemin Demokles’in kılıcı gibi tepemizde döndüÄŸünü düÅŸünmek bile Türk dış politikasına hakaret. DışiÅŸleri Bakanlığı ve Amerika’daki Türk BüyükelçiliÄŸi her iÅŸi bırakıp Amerikan Kongresi’nin vereceÄŸi bir karara mı kilitlenecek? Daha açık yazarsak, kendi politikasını üretmeden ABD’nin aÄŸzına mı bakacak?

Uzmanlar; bu tasarı bir gün kabul edilirse, Türkiye gibi asırlık stratejik bir dostunu inciteceÄŸi kesin olan bu yanlış kararın, ABD Kongresi’ne ait büyük bir hata ve ayıptan ibaret olacağı görüÅŸünde. Ancak yine de buna “her ÅŸeyin biteceÄŸi, kıyametin kopacağı” türü aşırı anlamlar yüklemenin yanlış olacağını düÅŸünüyorlar. Türkiye’nin son Ermenistan politikaları ile yakaladığı ivme, kendi politikasını üreterek kendi sorunlarını çözme giriÅŸimi olarak görülüyor. Ermenistan’la kurulacak her köprü, Ermeni lobisinin kozlarını elinden alacak ve ABD’ye tasarıyı kabul etme gibi bir hata iÅŸletmeyecektir. Her ÅŸey bir yana, Amerika’da daha güçlü bir lobi olan ve “soykırım”ın meyvelerini bir baÅŸka toplulukla paylaÅŸmak istemeyen birilerinin de olduÄŸunu unutmamak lazım.

SEÇİM KAMPANYALARI OLDUKÇA RENKLİ GEÇTİ

Her iki adayı da mitinglerde izleme imkânımız oldu. Parti teÅŸkilatlanması ve toplumu iÅŸin içine katmada Cumhuriyetçiler tartışılmaz. Lider gelmeden izleyicilerin müzik ve sloganlarla coÅŸturulması, McCain’in hitabı öncesinde papazın duası ve Irak’ta ölen askerler için toplu saygı duruÅŸu, daha önce Demokrat olan ama “tövbe ederek” CumhuriyetçiliÄŸe avdet eden bir partilinin gözyaÅŸları, evinize giderken bedava dağıtılan parti çıkartmaları, afiÅŸler ve posterler bir Amerikalının gönlünü rahatça çelebilir kıvamda. Ancak bir nokta var ki kayda deÄŸer. McCain bunca konfeti, ışıltı ve gürültü arasında kayboluyor. Mitinge gelenlerin aklında McCain’in sözleri deÄŸil mitingde dinledikleri ünlü “İlk Kan” filminin müziÄŸi olan “Rocky” kalıyor. Bir eski askerin kasabasına döndüÄŸünde her yeri yakıp yıkmasını anlatan film ve müzik, eski bir asker olan McCain ile uyum saÄŸlasa da bir fark var: McCain kasabaya deÄŸil, Washington’a geliyor!

Demokrat Parti’nin mitinginde ise Obama’dan baÅŸka hiçbir ÅŸey yok. Obama afiÅŸi ya da çıkartması almak istiyorsanız “pamuk eller cebe”. Bu gelirler kampanyaya aktarılıyor. Obama, mitingden evine dönenlere, komÅŸularına anlatacak en az üç beÅŸ cümle hediye ediyor. Rakibinin aksine, interneti çok etkili kullanan Obama ekibi medyanın ilgisinden memnun. Her kampanyayı yüzlerce basın mensubu izlerken, McCain partisinin kameraları dışında bir iki gazeteci tarafından takip ediliyordu, ta ki Palin ortaya çıkana dek.

NEDEN PALİN?

Palin’in tercih edilmesi, Hillary Clinton’ın ne baÅŸkan ne de baÅŸkan yardımcısı adayı olamamasının avantajını kullanıp kadın oylarına göz diken Cumhuriyetçilerin “Åžark kurnazlığı”. Palin bir kadın, diÄŸer politikacılara oranla genç ve güzel, aÄŸzı laf yapıyor, yüzü gülerken saldırabiliyor. BeÅŸ çocuÄŸu var, bir çocuÄŸunu zekâ özürlü olduÄŸunu bilmesine raÄŸmen doÄŸurmuÅŸ, bir çocuÄŸu Irak’ta asker. Tablo, muhafazakâr ve vatanperver her bir Amerikalıyı damarından yakalıyor. Palin’in özürlü çocuÄŸu ile katıldığı mitinglerde, “yürü bebek yürü” diye bağıran katılımcılardan aÄŸlayanları gördük. ÇoÄŸu taÅŸralı ve duygulu seçmen için bu saf ve güzel özellikler yeterli olsa da aklıselim sahibi olanlar bir baÅŸkan yardımcısında baÅŸka özellikler de arıyor. Demokratlar, “5-10 çocuklu Amish veya Mormon ailelerinin yaÅŸadığı kasabalarda Palin gibi yüzlercesi var!” diye takılıyorlar.

TARTIŞMALARIN MAĞLUBU YOK AMA GALİBİ VAR

Bu haber yazılırken Obama ve McCain’in iki, Biden ve Palin’in de ilk ve son canlı yayın tartışmaları tamamlanmıştı. Obama ve McCain seçimden önce son bir kez daha karşı karşıya gelecek. İlk iki tartışmada Obama, yaÅŸlı ve tecrübeli rakibi karşısında saldırgan bir tavır almaktan son derece kaçınırken; McCain bu özelliklerini kullanarak Obama’yı mahkûm etmeye çalıştı. Amerikan kültüründe, hele politikada bir insandan bahsederken söylenmesi ayıp karşılanan “that one (en yakın tercümesi: bu ÅŸey!)” kelimesini milyonların huzurunda Obama’nın yüzüne söyledi. Adayların tartışmalarda ne konuÅŸtukları kadar ne kadar centilmen olduklarına da önem veren Amerikalı seçmen için Obama galipti. Cumhuriyetçiler, Obama’nın McCain’e kibarca söylediÄŸi “haklısınız” kelimesini zaferlerine delil gösterdi.

Palin ve Biden tartışması ise zenci gazeteci Gwen Ifill ile daha renkliydi. Kurt politikacı Biden, kadın seçmenleri ürkütmemek için Palin karşısında ‘pençelerini’ saklamak zorundaydı. En iyi performansını sergileyen Palin ise gaflarıyla seçmenden notunu aldı.

NEDEN OBAMA?


Yazının burasına kadar geldiyseniz, satır aralarından yarışı kazanmada kimin daha ÅŸanslı olacağını çoktan anlamışsınızdır. Evet, her ÅŸey ve herkes Obama’yı iÅŸaret ediyor. Barrack Hüseyin Obama, Demokrat Parti’nin aday adayı iken dahi kendisini “sürpriz aday” olarak tanıttı. Hiçbir adayı suçlamadı, hakaret etmedi ama hepsine kök söktürdü.

ElediÄŸi adaylar arasında John Edward gibi eski bir baÅŸkan yardımcısı adayı da vardı. Daha da önemlisi, Amerikan tarihinin en baÅŸarılı baÅŸkanlarından Bill Clinton’ın desteklediÄŸi eÅŸi Hillary Clinton’ın bileÄŸini büktü. Kampanyalarında yıldız gibi parlayan, milyonlarca dolar yardım toplayan Hillary’nin Demokrat aday olacağına o kadar kesin bakılıyordu ki Cumhuriyetçiler ona saldırmaktan Obama’ya zaman bile ayıramadılar. Obama’nın kısa politik hayatı bir dezavantajken, Cumhuriyetçilerin deÅŸecekleri açığı olmadığı için bir anda avantaja döndü.

Obama, adaylığının gereÄŸini fazlasıyla yerine getirdi. GitmediÄŸi eyalet, deÄŸinmediÄŸi konu kalmadı. Planlarını, umutlarını, endiÅŸelerini halkla paylaÅŸtı. Kendisini tam olarak ifade etti. Mitinglerde ne kâğıttan okudu ne de ezberden konuÅŸtu. Konulara hâkimiyeti yanında hitap ettiÄŸi topluluÄŸu avucunda tutmada da baÅŸarılıydı. Sıkı Cumhuriyetçi bir bürokrat arkadaşımın ifadesi ile “bu adam her konuÅŸmasında yüzde beÅŸ götürüyordu.”

OBAMA, TİFFANY İÇİN BAÅžKAN OLMALI

Obama’nın baÅŸkan olması en çok 9 yaşındaki “Tiffany” için önemli. O, Washington DC’nin gettolarından biri olan 5. Cadde’de yıkık dökük bir evde yaşıyor. Babası uyuÅŸturucu satmaktan hapis. Yine bir bağımlı olan annesi hayat kadınlığı yaparak geçiniyor. Beraber yaÅŸadığı babaannesi, Tiffany’yi DC’nin zengin mahallelerinde geceleri iÅŸe çıkan arkadaÅŸlarından korumaya çalışıyor. O, bütün bunları normal bir hayat olarak algılıyor. O, çoÄŸu büyük ÅŸehirlerin kenar mahallelerinde yaÅŸayan milyonlarca zenci çocuktan biri. Bir zenci ve babası göçmen olan Obama’nın seçilmesi, baÅŸka hiçbir ÅŸeye yaramasa bile Tiffany gibi binlerce çocuÄŸa umut olacak.

NEDEN MCCAIN?


McCain’in; yaşı, tecrübesi, savaÅŸ gaziliÄŸi ve dürüstlüÄŸü ile Amerikalıların güven duyacakları bir isim olduÄŸu ÅŸüphesiz. Ronald Reagan gibi devlet idaresini bilen kiÅŸilere bırakıp kendisi koruyucu bir ÅŸemsiye görevi yaparak harika bir baÅŸkan olma ihtimali tabii ki var. Ancak, Bush gibi “kötü bir insan olmayan” ama ÅŸahinlerin parmağında oynayan bir baÅŸkan olma ihtimali de yok deÄŸil. Bazı iÅŸaretler onu Bush’un izinde gösterse de bazıları da McCain’in neocon ekibi dağıtarak ılımlı bir siyasete döneceÄŸini düÅŸünüyor.


VE FİNAL YAKLAŞIRKEN!

Seçimlere çok az kaldı. Kamuoyu yoklamaları, ÅŸartlar ve rüzgâr ÅŸu anda Obama’dan yana görünüyor. Sürprizlerin pek yaÅŸanmadığı Amerika’da tatsız sürprizlerin çok etkili olduÄŸunu bilmek lazım. Åžu günlerde patlayacak bir bomba, düÅŸecek bir uçak, halkı endiÅŸelendirecek herhangi bir olay, rüzgârı tersine çevirebilir. Öte yandan, Üsame bin Ladin’in yakalandığı ya da öldürüldüÄŸünü duyarsanız baÅŸkan kim olacak diye hiç sormayın, belli! Obama’yı cami içinde gösteren bir resim de maçı erken bitirebilir. Yazıyı, Demokrat Partili bir komÅŸumun sözüyle bitirelim: “Cumhuriyetçilerin sessizliÄŸi ya ellerinde gerçekten hiçbir ÅŸey olmadığından ya da fırtına öncesi sessizliÄŸindendir.”

OBAMA İLE MCCAIN ARASINDAKİ 10 FARK

• YaÅŸları, meslekleri, renkleri, kültürleri, kökenleri, aileleri ve çevreleri birbirine benzemez.

• McCain iliklerine kadar devletçidir ama seçime kadar halka ÅŸirin görünmek zorundadır. Obama ise iliklerine kadar halkçıdır ama seçime kadar devlete ÅŸirin görünmek zorundadır.

• Mccain’in en az iki yenilgisi vardır. Obama ise siyasette henüz yenilgi tatmamıştır.

• McCain’in elediÄŸi adayların ÅŸansı yoktu, onları kimse tanımıyordu. Obama’ya ise adaylıkta ÅŸans verilmiyordu; çünkü rakiplerinden biri eski baÅŸkan karısı birisi de eski yardımcı adayıydı.

• McCain savaÅŸarak çözüme ulaÅŸmaya çalışır. Obama ise barışarak.

• McCain pazarlık yapmaz, saldırır; Obama saldırmaz, pazarlık yapar.

• McCain ezbere konuÅŸur, Obama ezber bozar.

• McCain’in oy alanı taÅŸradır, Obama’nınki ise ÅŸehirlerdir.

• Seçmenler, zenginleÅŸtikçe McCain’e, okuyup aydınlandıkça Obama’ya yaklaşırlar.

• McCain, partisinin kararlarına uyar; partisi Obama’nın kararına uyar.

OBAMA’NIN BAÅžKAN OLMASI AMERİKA VE DÜNYA İÇİN NE DEMEK?


Amerikan halkının Obama’yı seçmesinin en büyük anlamı, Amerikalıların “deÄŸiÅŸim”e evet demesidir. Zaten Obama’nın en güçlü seçim sloganı da bu kelime: DeÄŸiÅŸim.

Irak Savaşı en çok bir-iki yıl içinde biter ve Amerikan askeri çekilmeye baÅŸlar. Irak’ta mevcut yapı sürdürülür ya da federal bir yapıya geçilir. ABD ordusu, Bosna ve Afganistan örneklerinde olduÄŸu gibi, BM Barış Gücü’nün bir parçası olarak Irak’ta görev yapar.

ABD, sadece kendi çıkarlarını dayatan, içine kapanık bir dünya politikasından BM merkezli, diÄŸer ülkeler ve liderleri de içine alan geniÅŸ ve objektif bir yaklaşıma geçer.

Mortgage krizi ile patlak veren “batış”ın önüne bir set çekilebilir. Amerika savaşın ve krizin yaralarını sarmaya baÅŸlar.

MCCAIN’İN BAÅžKAN OLMASI AMERİKA VE DÜNYA İÇİN NE DEMEK?

“Aynı tas aynı hamam” demek!

 

(Aksiyon Dergisi)

Ekleyin:: Add to your del.icio.us del.icio.us | Digg this story Digg

Yorumlar (0 Yorum Eklendi):

Yorumunuzu Ekleyin comment

  • email Arkadaşına gönder
  • print Çıktı al
  • Plain text Sadece Yazı
Bu haber için oy ver
0
Powered by Vivvo CMS v4.0